1-Eğer bu sabah sağ olarak uyanmış iseniz,dün ölen 330 milyon insandan daha şanslısınız.
2-Eğer bu sabah hastalıklı deyilde sağlıklı uyanmış iseniz,şu anda Bir harp tehlikesi ile hasta olan 1 milyar insandan daha sanslısınız.
3-Bir harp tehlikesi ile işkence görmek ihtimali ,sağ kalma korkusu ilebüyük bir tehlike ile karşı karşıya değilseniz 550 milyon insandan daha şanslısınız.
4-Kilerinizde veya buzdolabınızdayiyeceğiniz,üzerinizde elbiseleriniz ve başınızı sokacak bir eviniz varsa, dünyadaki 3 milyar insandan daha zenginsiniz.
5-Cebinizde veya bankanızda paranız varsa ,dünyada en imtiyazlı olan 1 milyar insanın arasındasınız.
6-Bu mesajı okuyabiliyorsanız,bu demektirki,okuma yazma bilmeyen 2 milyar insandan biri değilsiniz.
7-Anneniz babanız sağ ise boşanmamış ise ,eşiniz ve çocuklarınızla mutlu bir aile iseniz siz bu dünyadaki nadir insanlardan birisiniz.
Bir zamanlar birbirlerine asik iki genc vardi. Kizin adi Tispe,delikanlinin ki ise Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardi.Birlikte buyuduler ve cocukluklarindan beri birbirlerine karsi ask beslerlerdi. fakat aileleri gorusmelerini istemezler birbirlerine uygun olmadiklarini dusunurlerdi. Oysa onlar birbirlerini olesiye seviyorlardi. Ýki evin arasinda gizli bir
catlak vardi, aileleri bunu bilmezler onlarda geceleri burda bulusur o aradan birbirlerine seslerini duyurur asklarini dile getirirlerdi. Bir gece ormandaki agacin altinda bulusmaya karar verdiler.Tispe agaca Piremus'dan once varmisti. Gittiginde avini yeni yemis agzindan kanlar akan kocaman bir aslanla karsi karsiya geldi. Korkarak bir magaraya dogru kosmaya basladi. Farkinda olmadan yolda boynundaki esarpini dusurmustu. O sirada Piremus geldi gordukleri karsisinda donup kalmisti.Kocaman aslan agzinda kanlarla birlikte biricik sevgilisi Tispe'nin esarpini parcaliyordu. O an aklina gelen ilk ve tek sey aslanin Tispe'yi oldurerek yedigiydi. Tispesiz yasayamazdi. Aklindan gecen sadece aski ugruna canina kiymakti. Belinden hancerini cikardi ve gogsune sapladi.Kanlar icinde cansiz bedeni yere dustu.Tispe ise korkusunu bir kenara atip bir an once askini gormek icin magaradan cikmaya karar vermisti. Agacin altina geldiginde o korkunc sahneyle yuzlesti. Piremus'un cansiz vucudu yerdeydi ve elinde Tispe'nin dusurdugu esarpini tutuyordu. Ýlk once genc kiz olanlar karsisinda aglamaktan hicbir seyi anlayamamisti. Ama esarpi ve
uzaklasan aslani gorunce anladi.Bir an magarada dusundugu o korkunc sey basina gelmisti. Ve onun oldugunu dusunen Piremus aski ugruna canina kiymisti. Tispe bir an bile dusunmeden hanceri aldi ve gogsune goturdu. Onlarin aski olesiye bir askti ve olum bile onlari ayiramazdi. Eger Piremus aski ugruna olumu goze aldiysa o da hic cekinmeden canina kiyabilirdi ve hanceri sapladi. Birden vucudu Piremus'un bendeninin ustune yigildi.
Piremusun kani bu agacin meyvelerini, Tispenin gozyaslari ise agacin yapraklarini andirir.O gunden beri kara dut agacinin meyvesinin cikmayan lekesini,(Piremusun kan lekesini), dut agacinin yapraklari, (Tispenin gozyaslari) temizler.. Bilir misiniz dut agacinin meyvesinin lekesi cikmaz ama elinize agacin yapragini alir ovusturursaniz lekenin gittigini goreceksiniz)
Açıkta satılan detarjanlar ve temizlik maddelerinin alınmamasının altını çizen uzmanlar, kilitli kapak mekanizması olan ambalajlı detarjanlar ve temizlik maddelerinin tercih edilmesini öneriyorlar. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nebil Büyükpamukçu, son yıllarda, çocuklarda, yemek borusu yanığı vakalarının hızla artmaya başladığını söyledi.
Büyükpamukçu, Çocuk Cerrahisi anabilim dalında, 1998-2003 yılları arasında 97 hasta yağ çözücü, tuz ruhu, lavabo açıcı gibi yakıcı temizlik maddelerin içimine bağlı yemek borusu ve mide yanıkları nedeniyle yatarak tedavi gördüğünü, bu hastalardan 23’ünün yemek borusunda, 2’sinin midesinde ve 3 hastanın da hem midesinde hem de yemek borusunda daralmanın saptandığını, çocuk cerrahisine gelen hastaların yüzde 76.3’ünün dört yaşında ve daha küçük olduğunu bildirdi.
Bu tür yanıkların tedavisinin enaz iki yıl sürdüğünü ve yüksek maliyetlerin yanı sıra, çocuğu tedavi gören ailenin sosyal yaşamının değiştiğini belirten Büyükpamukçu, çocuğun da okul ve eğitim yaşamının olumsuz etkilendiğini belirtti.
ÇOCUKLARDA YEMEK BORUSU YANIKLARININ ARTIŞ NEDENLERİ...
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilal Özcebe ise ailelerin denetimsiz olarak açıkta satılan temizlik maddelerini ve deterjanları tercih etmelerinin ve gıda kutularının içinde kullanmalarının, kazaları ve yanıkları arttırdığını vurguladı.
Prof. Dr. Hilal Özcebe, ailelerin, meşrubat şisesi veya buna benzer bir içecek kabı kullanmalarının, çocukların bu maddeleri yanlışlıkla içmelerini kolaylaştırdığını kaydetti. Yapılan bir araştırmaya göre, beş yaşın altındaki çocukların yüzde 45.5’inin, 5 ve daha ileri yaştaki çocukların ise çoğunluğunun açıkta satılan ve içecek kabında bulundurulan yakıcı maddeyi içtikleri belirtiliyor.
Diğer taraftan, küçük çocukların, yakıcı maddelerin orjinal kutularının kapaklarını kolaylıkla açarak bu maddeleri içtikleri de vurgulandı.
KAZA HALİNDE NELER YAPILMASI GEREKİR...
Uzmanlar, yakıcı bir madde içen çocuğa herhangi bir müdahalede bulunmadan, özellikle de kusturmadan, içtiği madde ile beraber en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasının gerektiğini vurguladılar.
Ailelerin temizlik maddelerini ve detarjanlarını satın alırken, ambalaj bilgilerinin tam ve eksiksiz olmasına, ambalajlarda uyarıcı bilgilerin yer almasına dikkat edilmesi gerektiği de belirtiliyor.
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...